Ak Parti İstanbul Milletvekili Aday Adayı – Pınar Aktel – İHRACATTAKİ PAYIMIZI...

Ak Parti İstanbul Milletvekili Aday Adayı – Pınar Aktel – İHRACATTAKİ PAYIMIZI ARTTIRMAK

PAYLAŞ

BİYOGRAFİ

Pınar Aktel, 1983 Ankara doğumludur.

Akdeniz Üniversitesi İktisat Fakültesindeki ve Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümündeki öğrencilik yıllarının ardından, bir süre, ithalat ve ihracat yapan bir firmada dış ticaret uzmanı olarak çalıştı ve 2009 yılında kendi firmasını kurdu. Birçok ülkenin seçkin iş çevreleriyle iş birliği içerisinde bulundu.

Türkiye’nin yanı sıra Rusya, Hollanda, İtalya, Katar, Dubai, Umman, Makedonya, Kıbrıs, Bangladeş, Surinam gibi ülkelerde faaliyet gösterdi ve çalışmalarına devam ediyor. Şirketi hâlen Makedonya Kentsel Dönüşüm Projesini yürütmektedir.

Pınar Aktel, bir çocuk annesi olup, iyi derecede İngilizce ve Rusça bilmektedir.

Öncesinde sade bir seçmenken, hain 15 Temmuz darbe girişiminden sonra aktif sorumluluk alması gerektiğini düşünerek, liderimiz Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında siyaset yapmaya karar vermiştir ve Ak Parti’den Milletvekili Aday Adayı olmuştur.

 

  • E-İHRACAT

Pınar Aktel’in engin e-ihracat bilgileri ışığında, yerel pazarlarda ticari operasyonlar yürüten ve dünyaya açılmak isteyen veya online ticarete direkt olarak yurt dışındaki pazarlara yönelerek başlayacak girişimciler için, elbette üstesinden gelinmesi gereken durumlar, dikkat edilmesinde fayda olan noktaların mevcut olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin, işe giriş maliyetlerinin ülke sınırları içerisinde sunulan e-ticaret faaliyetlerinden farklı olabileceğinin bilincinde olmakta yarar var.

Binlerce kilometrenin, hatta belki okyanus ötesindeki gönderim adreslerinin söz konusu olduğu göz önünde bulundurulduğunda, teslimat ve kargo takip maliyetlerinin de farklılaşacağı tahmin edilebilir. Ayrıca siparişlerin farklı ülke sınırlarından geçeceği düşünüldüğünde ülkelerin gümrük vergileri ve gönderilerde uygulanması gereken kuralların olabileceği bilinci ile hareket edilmesinin önemi de ortaya çıkıyor.

E-ihracatta başarılı olabilmek için üzerinde önemle durulması gereken noktalardan bir diğeri de müşterilerin alışverişlerini sorunsuz ve güvenli bir şekilde tamamlayabildiklerinden emin olmaktır. Bu anlamda, yaygın olarak Fraud tabiriyle bilinen sahtekarlık girişimlerine yönelik önlemler alınmalı ve yabancı tüketicilerin satın alma sürecinde zorluk yaşamalarının önüne geçilmelidir.

Fraud, aslında e-ihracattan bağımsız olarak diğer sektörler için de büyük bir sorundur. Ancak iyi bir marka itibarına sahip olmak ve uluslararası arenada sürdürülebilir bir başarı sağlayabilmek adına bu tür sorunlarla ilgili önlem planı alınması kesinlikle kritik. İyi bir ödeme hizmeti sağlayıcısı ile çalışmanın, bu anlamda atılabilecek en akıllıca adımlardan biri olduğunu belirtiyor Pınar Aktel.

Gözden kaçırılmaması gereken bir başka konu da hangi lojistik firmaları ile iş birliği yürütüldüğüdür. Yerel pazarlarda olduğu gibi yabancı pazarlarda da müşteri beklentisi zamanında ve kusursuz teslimattan yana. Bu doğrultuda, e-ihracat firmalarının marka algısını olumsuz yönde etkilemeyecek taşıma firmaları ile yola çıkmalarında yarar var.

2015 yılı verilerine göre Türkiye’nin 77 şehrinden 100 farklı ülkeye e-ihracat yapılıyor. 2016’da paylaşılan rakamlar ise, Türkiye’nin 400 milyon dolar seviyesinde e-ihracat hacmine sahip olduğunu gösteriyor. Buna karşın, devlet politikaları ile de desteklenen e-ihracatın Türkiye’de birkaç yıl içinde katlanarak büyüyeceği öngörülüyor. Özellikle Rusya, Orta Doğu ülkeleri, Hollanda’nın da içinde bulunduğu pek çok ülkede tüketicilerin sınır ötesi e-ticarette Türkiye’yi öncelikli olarak tercih etmeleri de bu yargıyı doğrular nitelikte.

Pınar Aktel,  Türkiye’nin bölgesel konumu ve sahip olduğu ürün çeşitliliğinin de e-ihracat alanında avantajlı olduğunu ifade etmektedir. Fakat e-ticarette Avrupa çapında en hızlı büyüme kaydeden pazarlardan biri olan Türkiye’de e-ihracatın arzu edilen seviyeye gelebilmesi için başta KOBİ’lerin sektöre katılım oranlarının artırılması gerektiğini de eklemektedir. Bu doğrultuda KOBİ ve bireysel girişimcilerin e-ihracata teşviklerinin sağlanması için devlet destekleri hakkında bilgilendirilmeleri önem kazanıyor.

Sınır ötesi elektronik ticaret hizmeti veren bir firmanın sunması gereken en önemli değer önerisi ise güvendir. Online alışverişlerin önündeki en büyük engellerden birinin güvenlik kaygıları olduğu göz önünde bulundurulduğunda da tüketicilerin özellikle yurt dışı alışverişlerinde bir marka ile güven bağı kurmaları gerektiğinin önemi net bir şekilde anlaşılabilir. E-ihracat işine yeni giren girişimciler için ilk başta aşılması güç bir engel gibi görünen güven sorunsalının üstesinden gelebilmek için uygulanabilecek yöntemler mevcut. Örneğin, güvenilir bir ödeme altyapısı kullanarak, doğru bir iade politikası yürüterek, müşterileri alışveriş sırasında sürpriz masraflarla karşı karşıya bırakmayarak kısa bir sürede müşterilerinizin güvenini kazanabilirsiniz.

 

  • SINIR ÖTESİ ALIŞVERİŞTE DÜNYADA YÜKSELİŞTE

 

Teknoloji ve globalleşme ticaret biçimlerini de değiştirdi, yeni ticaret rotaları ortaya çıkardı. Üstelik bu yeni ‘ticaret yolları’nda erişim çok daha hızlı, ürün yelpazesi çok daha geniş. Artık tüketiciler, giyimden halıya, ayakkabıdan elektronik cihazlara, yerkürenin dört bir yanındaki satıcılardan, internet üzerinden kolayca alışveriş yapabiliyor. Pınar Aktel’in 2014 yılı verilerine göre dünyadaki yaklaşık 90 milyon kişi yurtdışındaki web sitelerinden düzenli olarak alışveriş yapıyor. 2018’e gelindiğinde ise bu rakamın 130 milyona ulaşması bekleniyor. Dünya e-ticaret sektörü, global olarak bakıldığında 2 trilyon dolar civarında; bunun 200 milyar doları sınır ötesi alışverişten geliyor. 2018 yılında ise bu rakamın 300 milyar doları aşacağı öngörülüyor.

Pınar Aktel, e-ihracatın; ek gelir hedefiyle işe girişenlerden, yeni pazarlara açılarak büyümek isteyen şirketlere kadar herkes için bir fırsat olduğunu belirtiyor. Nitekim bu imkanı gören pek çok girişimci e-ihracat yaparak kendi başarı hikayelerini yazdı, yazmaya da devam ediyor. Üstelik sınır ötesi online ticaret sadece girişimcilere para kazandırmıyor, Türkiye’nin ihracatına katkıda bulunuyor, ülke ekonomisine fayda sağlıyor.

Sınır Ötesi Alışverişte Tüketici Alışkanlıkları araştırmasına göre e-ticarette en hızlı Brezilya ve Hindistan büyüyor. 2017’de Hindistan yüzde 42, Brezilya ise yüzde 21 büyüme gösterecek. Aynı dönemde ABD, İngiltere, Almanya, Avusturya ve Batı Avrupa ülkelerinde e-ticaretin yüzde 11 büyüme kaydetmesi bekleniyor.

  • HER ON KİŞİDEN YEDİSİ ONLINE ALIŞVERİŞ YAPIYOR

Pınar Aktel araştırmaya katılan 23 bin 200 kişinin yüzde 70’inin son 12 ay içerisinde en az bir kere online alışveriş yapmış olduğunu ifade ediyor. Aynı şekilde yüzde 50’sinin başka ülkelerden ürün aldıklarını belirtirken, yüzde 10’unun alışverişlerini sadece sınır ötesi ülkelerden yaptıklarını söylüyor.

Sınır ötesi alışveriş, Birleşik Arap Emirlikleri, Rusya, ve İsrail gibi ülkelerde yurtiçi harcamalardan daha fazla. ABD, İngiltere, Almanya ve Japonya gibi e-ticarette öncü pazarlardaki tüketiciler daha çok yurtiçi sitelere yönelirken, Batı Avrupa ülkeleri, Rusya ve Ortadoğu ülkelerinde yurtdışının daha ağırlıklı olarak tercih edildiği görülüyor.

Bununla birlikte, yurtiçi pazarları daha çok tercih eden ülkelerin e-ticaret açısından daha gelişmiş olduklarını söylemek gerek. Bu durum e-ihracatçılar açısından bu pazarların hala bir fırsat olmasına engel değil.

Zira bu pazarlar dünyanın en büyük e-ticaret pazarları. Yurtdışından alışveriş yapan tüketicilerin ağırlık bulunduğu ülkeler e-ihracatçılar için önemli fırsatların başında geliyor. Dikkat edilmesi gereken nokta şu: Bu pazarlarda rekabet edebilmek için tüketiciye mümkün olduğunca “yerel hissettirmek” önemli.

  • Avrupa ülkelerindeki tüketiciler yurtdışı online alışverişlerinde mobil cihazları masaüstü bilgisayarlara göre daha fazla kullanıyor. ABD’de yaşayan kullanıcıların sınır ötesi alışveriş alışkanlıklarına bakıldığında, kullanıcıların yüzde 36’sının sınır E-İHRACATTA MOBİL ALIŞVERİŞ

Pınar Aktel’in yapmış olduğu araştırmalara göre, mobil internetin ve mobil uygulamaların gelişimi sayesinde tüketicilerin alışverişlerini istedikleri yerde, istedikleri zaman yapabilme özgürlüğüne eriştiği sonucuna ulaşmaktayız. Mobil veri erişiminin artması, telefon ekranlarının büyümesi ve mobil cihazların daha güvenli hale gelmesiyle e-ticaretin önündeki engeller azalmakta olduğunu da görmekteyiz.

Halihazırda ABD, İngiltere ve Batı ötesi alışverişlerini mobil üzerinden gerçekleştirildiği görülüyor. Bu rakamı yüzde 33 ile İngiltere takip ediyor. Bu noktada e-ihracat yapan iş yerlerinin mobil ile uyumlu süreçler tasarlaması bu bölgedeki tüketiciler için özellikle önem taşıyor.

 

DEATCH (Almanya, Avusturya ve İsviçre) ve gelişmekte olan ülkelerdeki tüketiciler ise artan mobil oranlarına rağmen henüz masaüstü cihazlarda alışverişi sürdürüyor. Ancak her ülkede mobilin artış oranının masaüstünden kat be kat yüksek olduğunu unutmayalım. Sonuç: E-ihracat yapmak isteyen girişimcilerin mutlaka mobil stratejisi olmalı.

 

  • UYGUN FİYAT TÜKETİCİYİ SINIR ÖTESİNE ÇEKİYOR

Tüketiciler hangi sebeplerden dolayı kendi ülkelerinde değil de yurtdışından alışveriş yapmayı tercih ediyor? Ipsos analizi, beş sebebin öne çıktığına işaret ediyor. Birinci sırada fiyat avantajı geliyor. Araştırmaya katılanların yüzde 47’si sınır ötesi alışveriş yapmaları için güvenli ödeme yöntemlerinin “olmazsa olmaz” olduğunu söylüyor. Aynı zamanda ortalamada yüzde 50 ile ücretsiz kargo, e-ihracatçı için önemli bir tercih sebebi olarak öne çıkıyor. Tüketicilerin sıraladıkları sınır ötesine yönelmelerine neden olan beş sebep içerisinde kendi ülkelerinde bulamadıkları ürünler de var. Pınar Aktel’in de belirttiği gibi, dünya genelindeki tüketicilerin %41’i bu sebebi belirtirken, özellikle Almanya, Avusturya ve İsviçreli tüketiciler için bu oran daha da yükseliyor. Bununla birlikte satın alınan ürünün orijinal olması da tüketiciler için önemli.

Dünya genelinde Çin ve ABD en popüler sınır ötesi alışveriş destinasyonları olarak öne çıkarken, Batı Avrupa’daki tüketicilerin Avrupa içerisinde alışveriş yapmayı tercih ettiği görülüyor.

  • SINIR ÖTESİ ALIŞVERİŞTE EN YÜKSEK HARCAMALARI HANGİ ÜLKELER YAPIYOR?

En çok sınır ötesi alışveriş yapan ülke ABD. ABD’liler 2015 yılında sınır ötesi alışverişlerde 26,9 milyar dolar harcadı. Onları, her biri 9 milyar dolar harcayan Fransa ve Almanya takip etti. Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgelerinde ise sınır ötesi alışveriş için toplam 15 milyar dolarlık bir Pazar olduğu tahmin ediliyor.

Pınar Aktel, sınır ötesi alışverişin tercih edildiği ülkeler arasında ABD, Çin ve İngiltere’nin başrolde olduğunu söylüyor. Bu ülkelerdeki e-ticaret firmalarının gelişmişliği göz önüne alındığında durum şaşırtıcı değil. Almanya ise komşularının, yani Avusturyalıların, Hollandalıların ve İsviçrelilerin gözdesi. Benzer bir durumu Ortadoğu’da da gözlemlemek mümkün. Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye çevre ülkelerin “alışveriş merkezleri”. Ve yine Avrupalılar da aynı şekilde kendi bölge ülkelerini tercih ediyor.

  • E-İHRACAT VE BLOCKCHAIN

Yurtdışı online alışverişlerde tercih edilen ödeme yöntemini belirleyen faktör, güvenliktir. Yine ödemenin kolayca yapılması, ödeme hizmet sağlayıcısının bilinen ve güvenilir bir marka olması ve pek çok satıcı tarafından kabul edilmesi de önemli kriterlerdir.

Türkiye’nin sınır ötesi alışverişçiler için yeni yeni ön plana çıkan bir ülke olduğunu belirten Pınar Aktel, araştırma yapılan ülkelerde Hollanda, Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’daki tüketicilerin, Türkiye’yi, alışveriş yaptıkları ilk 10 ülke içinde sıralamış olduklarını ifade ediyor. Bu sonuçlara bakarak şunu söylemek mümkün: Türkiye e-ihracatçısının kendini diğer pazarlarda da tanıtması gerekiyor.

Sınır Ötesi Alışverişte Tüketici Alışkanlıkları analizine göre dünya genelinde sınır ötesinden en çok giysi alışverişi yapılıyor. Batı Avrupalı tüketiciler giysilerini sınır ötesinden satın almayı tercih ederken gelişmekte olan pazarlardaki tüketiciler dijital ürünleri ve giysileri sınır ötesinden alıyorlar. Buna karşılık Ortadoğulular elektronik, seyahat ve giysi alışverişlerini hem online hem de sınır ötesi olarak yapmayı tercih ediyor.

  • E-İHRACATÇI İÇİN İPUÇLARI

Pınar Aktel’in belirttiği gibi, online ticarette başarılı olmak için elbette hedef kitlenin beklentilerini ve hassasiyetlerini bilmek gerekiyor. Sınır Ötesi Alışverişte Tüketici Alışkanlıkları analizinde şu noktalara özellikle dikkat çekiliyor:

DİL:

Tüketiciler ana dillerinden farklı dillerde hizmet veren sınır ötesi sitelerden alışveriş yapsalar da, kendilerini rahat hissetmiyorlar. Araştırmaya katılanların yüzde 58’i “Ana dilimde olmayan bir siteden alışveriş yapmak beni rahatsız hissettirir” diyor. ABD ve İngiltere’deki tüketicilerin yüzde 70’i İngilizce olmayan bir siteden alışveriş yapmayacaklarını belirtiyor. Özellikle Almanya ve Fransa gibi ülkelerdeki tüketicilere ana dillerinde servis sunmak önemli bir rekabet avantajı sağlıyor.

 

FİYAT:

Hemen tüm pazarlarda fiyat önemli bir kriter. Ancak fiyat derken, kast edilen ucuz ürünler değil, daha ziyade “ürünün değerinde fiyatlar”. Özellikle de Batı Avrupa, Ortadoğu, Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’deki tüketiciler fiyat konusunda hassas. Fiyatlar makul olduğu sürece sınır ötesi alışverişe sıcak bakıyorlar. Almanya, Avusturya ve İsviçre’deki tüketicilerin yüzde 45’i yurtiçinde zor bulacakları ürünleri almak için sınır ötesine yöneliyor.

 

GÜVEN:

Sınır ötesi alışverişlerde güven önemli bir konu. Yabancı mağazalara en az güvenen tüketiciler yüzde 72’lik oranla ABD’liler. Sınır ötesi alışveriş yaparken İngilizler, Almanlar, Avusturyalılar ve İsviçrelilerin akıllarında soru işaretleri var. Nitekim tüketicilerin büyük çoğunluğu sınır ötesi alışverişlerde bildikleri büyük mağazaları tercih ediyor. Bu, işe yeni başlayacak e-ihracatçılar için önemli bir bariyer. Ancak güven artırıcı ödeme yöntemleri ve iade politikaları açık ve anlaşılabilir süreçler bu bariyeri aşmada yardımcı olabilir.

 

  • DÜNYA GENELİNDE TÜKETİCİLERİ SINIR ÖTESİ ALIŞVERİŞ KONUSUNDA YÖNLENDİREN NEDENLER

 

  • Kendi dilinde hizmet vermesi
  • Ücretsiz kargo
  • Güvenli ödeme
  • Kendi ülkelerinde bulamadıkları ürünler
  • Ücretsiz iade gönderimi
  • Kendi para birimlerinde tutarı görebilme/ödeme yapabilme imkanı

 

Bunun yanı sıra bazı kaygılandıran durumlar da vardır:

 

  • Sahte midir?
  • Uzun teslimat süresi
  • Ödeme yöntemi
  • Kargo masrafı

Pınar Aktel, dünya genelinde tüketicilerin sınır ötesi online alışverişe sıcak bakmamalarına sebep olabilecek en önemli faktörün yüksek kargo masrafları olduğunu belirtiyor. Sınır ötesi alışveriş yapsalar dahi ABD’liler, İngilizler, Almanlar, gelişmekte olan pazarların tüketicilerini en çok bu konu kaygılandırıyor. Ve gelişmekte olan pazarların tüketicileri kargo konusunda oldukça temkinli. Ayrıca uzun teslimat süreleri, beklenmeyen vergi ve gümrük ücretleri konusunda da tüketiciler kaygılı olduklarını dile getiriyor.

  • Araştırmaya katılanların yüzde 41’ini, sınır ötesi bir siteden satın aldıkları ürünün ellerine ulaşmama ihtimali endişelendiriyor.
  • Bu kaygı, özellikle Batı Avrupa ülkelerinde tüketicilerin sınır ötesi alışveriş yapmamalarına neden oluyor.

 

 

PINAR AKTEL’in İHRACATIN ŞAHLANMASI , SÜRDÜRÜLEBİLİR E-İHRACATI SAĞLAMASI  VE TÜRKİYE’Yİ MUASIR MEDENİYETLER SEVİYESİNE GETİRMESİ ADINA 2023 HEDEFLERİNE SUNACAĞI KATKILAR

 

  • İLERİ TEKNOLOJİ ÜRÜNLERİN İHRACATTAKİ PAYINI ARTIRMAK

 

Doların aşırı değer kazanması ihracat yaptığımız ürünlerin ortalama fiyatını düşürmektedir. Miktar olarak daha çok ürün satmamıza rağmen, tutar olarak daha az ihracat elde etmekteyiz. Bizim 1$’a sattığımız bir ürünü Japonya 2.81, Almanya 2.69, Güney Kore 1.97 $’a satmaktadır. Kısacası daha çok çalışıp daha az kazanmaktayız.  Pınar Aktel’in değerlendiği ürünlerin sayısal verilerine göre,

Dünya Yüksek Ürün İhracatı sırasında 102, tutar bazında da 32. sırada yer alıyoruz. Yüksek ürün olarak kabul edilen ürünlerin payı son 5 yıldır % 3 – 3.5 seviyesindedir. İmalat sanayi ürünlerinin ihracattaki payı %92.4 olup, yüksek teknolojileri ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı %3.3 iken, orta yüksek teknoloji sanayinin payı %35.2’dir. Yüksek teknoloji ürünlerinin, imalat sanayi ithalatı içindeki payı % 13.2, orta yüksek teknoloji ürünlerinin payı % 38.22’dir. Yüksek teknoloji ürünlerinin üretimine yönelik ve ihracattaki payı artırmaya yönelik AR-GE çalışmalarının yapılması için, teşviklerin hazırlanmasını, tüm tecrübeleriyle ve bilgi birikimiyle Pınar Aktel sağlayacaktır.

Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi, yüksek teknoloji ürünlerini ithal etmeyip, yerli ve milli ürünlerin imalatına yönelerek ihracatımıza atılmamız gerekmektedir. Yüksek teknoloji ürünlerin ihracat içindeki payı artırıldığında, hem cari açığın kapanmasına faydası olacaktır hem de bu ürünlerin ihracatı ülkemize katma değer sağlayacaktır.

 

 

  • ÜRETİLMİŞ ÜRÜNLERİN İŞÇİLİK MALİYETİNİ DÜŞÜREREK İHRACATIMIZI REKABET EDİLEBİLİR SEVİYEYE GETİRMEK

 

Dünyada ilk sıralamalarda yer alan Çin devletinin nüfus yoğunluğu nedeniyle üretimdeki işçilik maliyetleri çok düşük seviyededir. Bu tarz ülkelerle ihracatta rekabet edebilmek için, Pınar Aktel’in  önerisi, işçilik maliyetlerinin düşürülmesidir. Ceza evlerinde bulunan tutuklu ve hükümlü sayısı 224 bin olup bazı açık ceza evlerinde değişik ürünlerin üretimi yapılmaktadır. İşçilik maliyetlerinin düşürülmesi için, cezaevindeki hükümlü ve tutukluların hayata tutunabilmelerinin sağlanması; cezaevi hayatından sonra da meslek sahibi olabilmeleri için, ceza evleri içine, o bölgenin yöresel ihracat potansiyeli olan ürünlerle ilgili üretim tesislerinin kurulması gerekmektedir. Örneğin, Antalya bölgesindeki ceza evlerinde, o bölgeye ait yaş sebze ve meyve ihracatını artırabilecek paketleme tesisleri kurulup, cezaevindeki hükümlülerin düşük işçilik maliyetiyle çalıştırılabilmesi gibi, aynı şekilde Afyon bölgesinde bir  ceza evi bünyesinde kurulacak mermer fabrikasında hükümlülerin çalıştırılması gibi. Bu tesisler iller bazında çoğaltılıp, düşük işçilik maliyetiyle ihracatta rekabet edilebilir seviyeye getirilebilir. Böylece Pınar Aktel’in katkılarıyla ihracatı geliştirmiş olacağız.

 

  • HEDEF PAZARLARINA OLAN İHRACATI ARTIRMAK İÇİN, HEDEF PAZARIN KÜLTÜRÜNÜ VE ALIŞKANLIKLARINI İYİ BİLEN ÜLKENİN VATANDAŞLARINI AIESEC MODELİ ALTINDA TOPLAYIP ÜRETİCİ FİRMALARA KATKI SAĞLAMAK VE BUNUNLA İLGİLİ TEŞVİKLERİ BAŞLATMAK

Pazarlamak istediğimiz ürünü iyi tanımak ve doğru pazarlama stratejileri geliştirmek için hedef kitlemizi detaylı bir şekilde belirlemeli ve bu kitlenin tüketim alışkanlıklarını dikkatli şekilde gözlemlememiz gerekmektedir. Pınar Aktel, değişen tüketici alışkanlıklarıyla birlikte trendleri takip edip, hedef kitlemizi doğru bir şekilde analiz ederek başarıya ulaşacağımızı belirtmektedir. Hedef kitlemizi tanımladıktan sonra, hedef kitlemize uygun pazarlama ve tanıtım stratejileri geliştirmemiz gerektiğini de ifade etmektedir.  Şöyle ki, hedef kitlemizde bulunan ülkenin kültürünü ve alışkanlıklarını bilen o ülkenin iş gücünü getirerek,  organize sanayi ve sanayi sitesindeki üretici firmalara teşvik kapsamında belli bir miktar maaş ve sigorta giderlerinin devletimiz tarafından karşılanması şartıyla, üretici firmaların değişik hedef pazarlara yönelmesini ve ihracatlarını artırmalarını sağlayabiliriz.

 

 

 

  • ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİNDEKİ VE SANAYİ SİTELERİNDEKİ FİRMALARI DİJİTALLEŞTİREREK İHRACATTAKİ PAYIMIZI ARTTIRMAK

Organize sanayi bölgeleri ve sanayi sitesindeki üretim firmalarının birçoğu ülke içinde mal satmakta ve ürettiği ürünün ihracatıyla ilgili hiçbir çalışma yapamamaktadır. Pınar Aktel , bu firmaların her birinin kapı kapı gezilerek, internet üzerinden e- ihracatın nasıl yapılması gerektiği, bununla ilgili kendi bünyelerine online e-ticaret satış sitelerinin nasıl kurulması gerektiği, ürünlerini pazarlarken nelere dikkat edilmesi gerektiği, e-ticaret siteleriyle ilgili alt yazılım firmalarıyla iş birliği yaparak üretici firmalara uygulanması gerektiğinin tek tek anlatılması gerektiğini belirtmektedir. O firmanın sektör bazında pazar araştırmasını yapmak, pazara giriş stratejisini saptamak, hedef pazardaki lisans; sertifikasyon taleplerinin uygunluğunu saptamak; patent, ticari marka ve telif hakları hakkında bilgileri toplamak; vergiler, gümrük vergileri, harçlar, kotalar ve diğer tarife dışı engelleri belirlemek için devletimizin uygulayacağı teşvik kapsamında danışman firmalarla üretici firmaları buluşturmak gerekmektedir.-Türkiye’nin 2023’teki ihracat hedefi, 500 milyar dolardır. Çin’de ihracatın %35’i dijitalleşme bulunmaktadır ve ihracat dijital ortamda gerçekleşmektedir. Bizim 2023’te 500milyar dolar hedefimiz varken, Çin’in şu anda dijital ortamdaki ihracatı 1.7 milyar dolardır. Bugün Çin, bizim 2023’te ulaşmak istediğimiz rakamın, 3 katına sahiptir. Bu da ihracatta dijitalleşmenin önemini göstermektedir. Üretici firmaların dijital ihracata yönlendirmek için, teşvikler uygulanıp 2023’teki Türkiye’nin ihracatını 500 milyar dolardan, 1 trilyon dolara çıkarmak gerekmektedir. Alibaba, teşviki artırmak için; biz Türkiye olarak ihracatı artırmak için Alibaba’dan servis ithalatı yapıyoruz, daha sonra bunu kullanarak ihracat yapmaya çalışıyoruz. Bizim Alibaba’ya ihtiyacımız yok, Ali Express gibi uygulamalara ihtiyacımız var. Alibaba’yla ve e-ihracatla ilgili 50 milyona yakın teşvik dağıtıldı, bu teşviki onaylamadan önce acaba kaç kişi Alibaba’ya girip ihracat yapmıştır. Anlaşması bir dert, satması bir derttir. Bizim kobilerimiz maalesef farklı mantalitede çalışmaktadır. “Veriyim sana malı, bu malı sen sat komisyonu da, ödemeye de hazırım. %10 değil , gerekirse %15 komisyonu ödemeye de hazırım.”  şeklinde çalışmaktadırlar. Bu teşviki alanların çoğunluğu maalesef BORUSAN gibi araba firmalarında soluğu alıp, araba kiralama ve satın alım işlemi yapmışlardır. Bu teşviki alanların ihracatı araştırıldığında, her şey ortaya çıkacaktır. Hatta kimisi parayı dövize çevirerek faize yatırmışlardır. Bu teşviklerin gelişi güzel dağıtılmaması ve  kademeli teşvik uygulaması yapılması gerekmektedir. Ve dönemlik (3 , 6 , 9 ay ve 1 yıllık) ihracatlarına bakılarak firmanın teşvikler artırılarak verilmesi gerekmektedir. Verilen her teşvikin, denetlenmesi ve ölçümlenmesi lazım. Örneğin, üretici firmaya 3 ay ihracatını yap, 3 ay sonra ben bunu ölçümleyim denetleyeyim daha sonrasında ikinci 3 aylık dönemde sana bu teşvikin iki katını vereyim. Üçüncü 3 aylık dönemde, 3 katını vereyim. Dördüncü 3 aylık dönemde sana 4 katını vereyim şeklinde bir uygulamaya gidilmesi lazım.

  • YETKİLENDİRİLMİŞ GÜMRÜK MÜŞAVİRLİK BELGELERİ İÇİN, CİDDİ TEMİNATLAR ALIP ARACI FİRMALARA KULLANDIRIP İHRACATI HIZLANDIRMAK VE MALİYETLERİN DÜŞÜRÜLMESİ İÇİN, İHRACATIN ÖNÜNDEKİ ENGELLERİ AŞMAK

İhracat yapan üretici firmalar, malların ihracatını yapmak istediklerinde, değişik bürokratik engellerle karşılaşmaktadırlar. Ürünlerin başka bir yerde gümrüklenmesi gerekmektedir.  Ama, Türk aracı firmalara, bu sertifika verilip ciddi yüksek teminatlar alınarak, çok gelişmiş güvenlikli depolar kurulabilir. Müşteri,  bu aracı kuruma geldiğinde “Bana hesaplı çözüm üretmenizi istiyorum.” dediğinde, gümrüklemeyi hava limanında değil, kendi deposunda yapması gerekmektedir. Çünkü, neden kendi konumunda hem paketi kabul edip hem gümrüklemesi yapıldığı takdirde masrafları %30 civarında düşürsün ki? Ve daha da önemlisi, her sabah firmaların Avrupa’ya uçuşu olduğundan, sabah 7’de kalkan uçağın, bir gün öncesinden akşam 6’ya kadar ürünleri teslim etmesi gerekmektedir. Bu şekilde hızlı teslimat gerçekleşememektedir. Saat 4 veya 5’te paketi alınan müşterinin ürünü , bir gün sonra, sabah 7’de olan uçak kargoya teslim edilememektedir. Bu operasyon aracı firmalara tanımlandığında, uçak kalkmadan 2-3 saat önce, uçağa yüklemesi yapılır. Ve ihracatın önündeki süre engeli kalkmış olur. Başka bir durum ise, yetişmeyen ürünlerde, gümrüklerde mesai ücretlerinin  yazılmasıdır. Çin’de , Avrupa’da bu sistem aracı firmalarla yapılmaktadır. Ve Avrupa’da 3euro gibi bir fiyata paket teslimi alınmaktadır. Bizim bu şartlarda, 3euro gibi bir rakama teslimat yapılabilmesi imkansızdır, çünkü bu paketin alınması süresince , firmaların  20 farklı firmayla çalışması gerekmektedir. Gümrükleme için ayrı kişiyle, transferde ayrı kişiyle çalışılması durumundadırlar.  Gümrük memuru dahi aranarak, “Bugün orda mısınız?” diye teyit almak durumunda kalınmaktadır. Bu da lojistik maliyetleri açısından rekabeti engellemiş olmaktadır. Pınar Aktel’in önerisi  Türkiye’de bu süreci destekleyen kanunların yapılmasıdır.  Bunun yanı sıra, bölgesel yetkilendirilmiş gümrük müşaviri firmaları oluşturulmasıdır. Avrupa ve Çin’deki gümrüklerde uygulanan uygulama, vatandaşına, “ Sen işletmeyle direkt ticarete geçmişsin, bana fazla söz söylemek düşmez.  Benim tek yapabileceğim, kaçakçılığı önlemek. Ülkenin refahını engelleyecek bu tarz bir mal gelmediği sürece, ben bu paketin geçmesine izin veririm, çok da soru sormam.” şeklindedir.  Hatta, gümrük vergisi bile alınmamaktadır.

 

  • EV KADINLARININ BİREYSEL ÜRETTİĞİ ÜRÜNLERİ E-TİCARETLE BULUŞTURUP İHRACAT RAKAMLARINI ARTIRMAK

Çin hükümeti her köydeki köy halkını destekleyerek, onlara kademeli hedefler koyup, size teknoloji altyapısı veriyoruz, dijitalleştiriyoruz diyip, onlara minimum 10 milyon dolardan başlayan hedefler koyuyor. Köydeki herkesi bir noktada eğitiyor. “ Siz el işi takılarını yapın, etrafınızda o el işiyle ilgili hammaddeye yakınsınız, lojistiği de kolay.” şeklinde hareket etmektedir.  Amaçları, herkes her sektörle uğraşsın’dan ziyade, o köy halkını uygun sektörle uğraştırmak ve sahip oldukları dijital platformlarda bu insanları desteklemek. Devlet nezdinde e-ticaret ve dijitalleşmeyle ilgili teşvikler verilmektedir. Bizim de Türkiye’de Kayseri Bünyan ilçesindeki köy halkı halı dokuma işçiliği ile uğraşmaktadır. Ve çok değerli halılar üretmektedir. Aynı şekilde, İzmit Hereke bölgesindeki halılar dünyada bir üne sahiptir ama üreticiler e-ihracatta dijitalleşmediği için, değişik pazarlara bu ürünlerini satamamaktadır. Pınar Aktel’in araştırmalarıyla, bizim de bölgesel anlamda el işçiliği ile uğraşan ev hanımlarımızı eğitime tabi tutarak ve seminerler vererek, onları e-ihracatla buluşturup ihracatımızı yükseltmemiz gerektiği fikrini ortaya koymuştur.

  • İHRACATTA SINIR ÖTESİ ÖDEME YÖNTEMLERİNİ BELİRLENMESİNİ SAĞLAMAK

Pınar Aktel internet üzerinden alışveriş yapılan ürünlerin ödeme yöntemlerinin geleneksel ticarete göre farklılık göstermekte olduğunu belirtmektedir. Satıcı ve müşterinin yüz yüze ilişkide bulunmamasından dolayı güvenlik faktörü önem kazanmaktadır. Bu sebepten dolayı çeşitli ülkelerde ödeme sistemleriyle ilgili yasalar çıkartmıştır. Bu durumu, e-ihracat açısından sorunlu yapan faktör, ülkeler arasında mevzuat farklılıklarından kaynaklanmaktadır.  Örneğin, Brezilya’da kredi kartlarının ülke dışında kullanılması yasakken, Çin’de elektronik imzaların geçerliliğinin bulunmaması gibi.  Bu sorunların çözülebilmesi için, ödemeyi kolaylaştıran, dolandırıcılığa karşı önlemler alabilen ve topladığı veri ile risk yönetimini gerçekleştirebilen elektronik cüzdan hizmeti kullanılmalıdır. Türkiye’nin çevresindeki ülkelerde kredi kartı yaygınlığının düşük olması ve bazı ülkelerde olan dolandırıcılık yaygınlığı, ödemeler açısından sorun teşkil etmektedir. Firmalar kredi kartıyla kapıda ödeme yöntemlerinde sıklıkla sorunla karşılaştıklarını belirtmektedir.  Özellikle kapıdan ödemede dolandırıcılık ve ödemeyi alan lojistik şirketlerinden parayı alamamak, sıklıkla rastlanan sorunlardandır. (E-cüzdan hizmeti kullananların en düşük oranda sorun yaşadığı gözlemlenmektedir.) Bu seçeneği kullanan şirketler kur artışı dönemlerde,  kur farkından zarar edebilmektedir. Güven ortamının tesisi için en önemli  unsur, Pınar Aktel’in de vurguladığı gibi, AB pazarlarına yapılan e-ihracatta kimi zaman sorun teşkil eden kişisel verilerin korunması ile ilgili mevzuatımızdır.

 

  • PTT BANK VE PTT KARGOYU DÜNYA GENELİNDE ŞUBELEŞTİREREK İHRACATIN ÖNÜNÜ AÇMAK

Pınar Aktel’in tespitlerine göre, E-ihracatta yaşanan sorunlardan birinin de  uzun teslimat süresi olduğu bilinmektedir.  UPS, DHL ve FEDEX gibi firmalar dünya genelinde bu operasyonu iyi şekilde yönetmektedirler. Bizim PTT kargo aracılığıyla millileşerek, dünyanın en ücra noktalarına kadar şubeleşmemiz ve  maliyeti düşürüp gönderimlerimizi toplu anlaşmalarla yapmamız gerekmektedir.  Çin devleti, kargo işlemlerini devlet eliyle yapmakta ve çok uygun maliyetlerle dünya genelinde ihracatlarını yapmaktadır. Bu ülkelerle rekabet edebilmemiz için, PTT Bank ile ödeme yöntemlerini geliştirip, PTT kargo ile dünya geneline kargolama yapmamız gerekmektedir.

  • BLOCKCHAIN TEKNOLOJİSİYLE İLGİLİ ÇALIŞMALAR VE PATENT BAŞVURULARI YAPMAK

Bitcoin’le dünya geneline yayılan blockchain teknolojisinin ülkesine ekonomi anlamında katkı sağlayacağını öngören Pınar Aktel,  birçok ülkenin konuyla ilgili çalışma yaptığını ve blockchain teknolojisiyle ilgili patentler aldığını belirtmektedir. Mallar ve hizmetler için blockchain teknolojisi kullanılarak, hatasız uçtan uca tedarik zinciri sağlayan bir lojistik platformu oluşturulabilir. Platform alanı, paylaşım mantığıyla çalışır. Mal sahipleriyle sevkiyatı sapan kişiler eşleşir. Kağıt işlerini smart kontrat ve merkezsiz blockchain teknolojisi yürütür.. Blockchain altyapısı sayesinde platform üzerinden sevkedilen malların takibi ve onayında tam güvenlik sağlanır. Ulusal kuruluş ve gümrüklerden geçen mal ve hizmetlerin akışı için, mülkiyet izin ve dokümantasyon sürecinin kolaylıkla yönetildiği eklemektedir. Blockchain masraflardan tasarruf özellikleri bulunmaktadır. Külfetli kağıt işlerini ve uzun süren dokümantasyon sürecini basitleştirir. Sürecin her adımı elektronik olarak imzalanır. İmzalar doğrulanabilir ve herkese açık olup katılımcıların, lojistik zincirini çalıştıran bilgisayarlarda  depolanır ve tekrarlanır. Katılımcılar açık kayıtlara erişebilir. Her şey, ağa dahil bilgisayarlardan depolanacağı için, dağıtımlı defterlerden gelen bilgiler tamamen gerçek ve tartışmasızdır. Türkiye’de bankalar da dahil olmak üzere, firmalar tarafından blockchainle ilgili araştırmalar yapılmaktadır. ‘Muhabir banka’ gibi aracıları ortadan kaldırdığı için, swift masraflarını düşürüp, dünya genelinde 20 milyar dolar her yıl kâr etmeyi planlamaktadır. Pınar Aktel, blockchain teknolojisinin e-ihracatta, lojistik firmalarında ve devlet kurumlarında kullanılması adına; gerekli kanunların hazırlanmasına ve  teşviklerin oluşturulmasına  tüm özverisiyle katkıda bulunacaktır.  http://www.pinaraktel.com/

 

PAYLAŞ

BİR CEVAP BIRAK